Kız Kulesi Galata Kulesinin Aşkı 

Kız Kulesi’yle Galata’nın 

Hikayesini bilir misin? 


Asırlardır göz göze bakarlar, 
Bakarlar da, bir türlü kavuşamazlar. 

Yanıktır Kız Kulesi’ne Galata. 
Zerafetine, ihtişamına hayrandır. 
O büyük sevdası uğruna 
Kim bilir kaç kez sırılsıklam ıslanmıştır, 
İstanbul’un delice yağan yağmurunda. 

Bakma sen, Kız Kulesi’nin aldırmaz tavırlarına. 
Her ne kadar ilgilenmiyormuş gibi de dursa, 
Aslında, onun da gönlü yok değildir hani Galata’da. 

Ama, gel gör ki, 
Koskoca bir Boğaz vardır aralarında. 
İzin vermez bir türlü, 
Galata’nın Kız’a yaklaşmasına. 

Hikayesini bilir misin demiştim, 
Kız Kulesi’yle Galata’nın. 
İşte sevdiğim, 
Başroldekiler bir hayli tanıdığın. 

Sen; 
Kız Kulesi, 
Tüm zamanların en güzel prensesi. 
Ve bense; 
Galata, 
Bir deli aşık, şu fani dünyada. 

Kız Kulesini bilirsin şu koca boğazın ortasında yalnız başına,bütün zerafeti ve güzelliği ile insanı büyüleyen şaheser.Güzelliği ve aşklara konu olan ile dillere destandır ama yapayalnızdır.Bu yalnızlık onu denizin karanlıklarına doğru itmiş,ruhunu karartmıştır.Artık ne eski ışıltısı nede martılara eşlik eden neşesi kalmıştır.Bütün bu yalnızlığı ile sıkılırken,karşısına inşa edilmeye başlayan Galata Kulesini görür ve bir anda vurulur bu gösterişli kuleye Kız Kulesi. 

İstanbul’un her köşesine hakim ve kudretli duruşuyla öyle yakışıklı duruyormuş ki Kız Kulesi’nin ona vurulmaması imkansızmış.Galata Kulesi’de aşık olmuş ilk gördüğü gün denizin ortasında duran bu nazlı kıza. 
İki aşık yıllarca bakmışlar birbirlerine ama nasıl kavuşsunlar ? Arada koca bir deniz varmış.Kız Kulesi solgunlaşıyormuş günden güne Galata Kulesi ise dayanamıyormuş sevdiğini böyle görmeye ve bir gün ulaştırırım nasıl olsa diye yazıyormuş hissettiklerini sayfalarca şiirlere,mektuplara…Yazarmış ama nasıl ulaştırabilirmiş ki bu sayfaları aşkına ? 
Galata Kulesi kara kara düşünürken bir gün tepesine Hezarfen Ahmet Çelebi çıkıvermiş ve Üsküdar’a uçacağını anlatmış bu kudretli kuleye.Galata Kulesi ise yalvaran sözcüklerle rica etmiş mektupları,şiirleri ulaştırmasını Kız Kulesi’ne.Hezarfen Ahmet dayanamamış kabul etmiş bu isteğini Galata Kulesi’nin.Almış mektupları koynuna ve bırakıvermiş kendini koca kuleden boğaza doğru.Ama rüzgar ile bir oyana br buyana savrulurken denize düşmüş mektupları,Kız Kulesi merakla izlerken bu çılgın adamı,savurduğu kağıtları Galata Kulesi’nin yolladığını hissetmiş ve başlamış martılarla şarkı söyleyerek keyiflenmeye. 
Olan biteni uzaklardan çaresiz izleyen Galata Kulesi ise ne yapacağını şaşırmış.Ama görmüş ki dalgalar yardım ediyor aşkına ve mektuplarını tek tek bırakıyor Kız Kulesinin kucağına… 
Kız Kulesi yalnızlıktan kurtulmanın,aşkına karşılık bulmanın sevinci ile günden güne güzelleşiyor,ışıl ışıl parlıyor,aşkının karşılıksız olmadığını gören Galata Kulesi ise yıllara rağmen daha bir kudretli daha sağlam süzüyormuş sevdiğini… 

Ne güzel hikâyedir yıllardır sürüp gelen Hiç bitmesin Kız Kulsenin Galata ya Aşkı …


Üçüncü Şahsın Şiiri 

Gözlerin gözlerime değince 

Felaketim olurdu, ağlardım 
Beni sevmiyordun, bilirdim 
Bir sevdiğin vardı, duyardım 
Ne vakit karşımda görsem 
Öldüreceğimden korkardım 
Felaketim olurdu, ağlardım 

Ne vakit Maçka’dan geçsem 
Limanda hep gemiler olurdu 
Ağaçlar kuş gibi gülerdi 
Bir rüzgâr aklımı alırdı 
Sessizce bir cigara yakardın 
Parmaklarımın ucunu yakardın 
Kirpiklerini eğerdin, bakardın 
Üşürdüm, içim ürperirdi 
Felaketim olurdu, ağlardım 

Akşamlar bir roman gibi biterdi 
Jezabel kan içinde yatardı 
Limandan bir gemi giderdi 
Sen kalkıp ona giderdin 
Benzin mum gibi giderdin 
Sabaha kadar kalırdın 
Hayırsızın biriydi fikrimce 
Güldü mü cenazeye benzerdi 
Hele seni kollarına aldı mı 
Felaketim olurdu, ağlardım 

ATTİLA İLHAN